
Prof. Dr. Halil AYTEKİN
HZF GLOBAL MEDYA – Tamam, her konuşmaya başladığımızda dünyada yaşanan değişim ve dönüşümden söz ediyor ve her birşeyi bu değişimlere bağlamaya çalışıyoruz. Küreselleşme, küresel kültürün hızla yayılması, sınırların ortadan kalkması, yeme, içme ve eğlence alışkanlığının değişmesi sonucu ortaya çıkan ve her biri farklı teknolojik ve kültürel özellikler taşıyan dijital yerlilerle beraberiz. Böylesine global değişimlerin yaşandığı dünyada herşey ve herkes kendi payına düşeni alırken, toplumun özü, nüvesi olan aile de bundan kendisine düşen payı almışa benziyor. Son dönemlerde aile içinde yeni iletişim tarzı dikkat çekmektedir. Öyle ki her ortamda, evde, çarşıda, pazarda, metroda, sokakta, okulda, sürekli duyup aşina olduğumuz yeni bir bir olgudan söz ediyoruz: “Annecim, babacım, teyzecim,…”
Kim kimin annesi?
Eminim ki hepiniz ailelerin çocuklarına şu şekildeki hitaplarını sıkça duyarsınız: “annecim, annem, söyle babacım, gel teyzem, aşkım, dayıcım, amcacım, gibi hitaplar. Metroda, otobüste, mağazada o kadar işitir olduk ki herkese bulaştı, bu hitap tarzlarını kullanmayanlar da bu treni ve trendi kaçırmamak adına hemen benimsediler zira böylesi bir buluşu!! kimse görmezden gelemezdi. Belki böylelikle gerici, eski kaf,a çağdışı birisi olarak yaftalanma riskinden de bertaraf olacaklardı. Bu yüzden ben de varım der gibi herkes çocuklarına hitap ederken kendi rollerini çocuklarına atfetmek suretiyle sevgi pıtırcığı oldular. Duyduğum anda düzeltmek istiyorum, “bu hitap tarzı yanlış, siz onun annesisiniz” desem ukelalık yaptığıma işaret edilecek. Çekiniyorum ve sadece gülümsemekle yetiniyorum. “Gel annecim” hitabına “tamam annecim” karşılığında; kim kimin annesi dedirten bu karmaşa da ne?

Belki annenin bu hitap tarzıyla rol benimsetmeye, çocuğuna kendisinin “anne” olduğunu aktarmaya çalıştığı düşünülebilir. Ama öyle olmadığını da biliyoruz. Hatta bu çelişki, ebeveynlerin kendilerine yalın bir şekilde anne, teyze, baba şeklinde hitap edilmemesini, kendilerine “annecim, babacım”lı, hitaplarla seslenilmesini arzu ettikleri şeklinde de okunabilir. “Abicim sen benim dediğimi yap” yönlendirmesi çocuğu korkuya ve kendini önemsiz hissetmeye itebilir. Diğer yandan bakılacak olursa çocuğa yüklenen “abi” gibi hissetme rolü de böyle bir yönlendirmenin mantıksızlığına işaret eder. Öyle ya eğer “abiysem, niye senin dediğini yapıyorum? Sanıyorum, anneleri bu hitap biçimine iten kaygılardan en önemlisi onlara isimleriyle hitap ederken sanki onlara tam olarak gerçek sevgilerini veremedikleri duygusunu yaşıyor olmalarıdır.

Anne annedir, çocuk da çocuktur !!!
Tüm bunların bilinçli mi yoksa bilinçsizce mi yapıldığı sorusuna sanırım çocuğun kendisine “ elimi tut annecim” diyen annesine “ ben senin annen değilim”, dese belki o zaman annenin buna vereceği cevap belirleyici olacak. Biz de hangi saiklerle çocuklara bu şekilde hitap edildiğini anlamış olacağız. Kim kimin elini tutacak, kim kime sahip çıkacak belli değil. İkisi de birbirine “annecim” derse kim annedir? Kim çocuktur? Belli değil. Herkes kendi rolünün gereğini yapmalıdır. Anne, annedir, baba babadır, çocuk da çocuktur. Kendisini sevgiyle, şefkatle büyütecek, onu hayata hazırlayacak olan annesi, babası, kendisinden yaşça büyük olan aile üyeleridir.

Çocuğa oğlum, kızım veya ismiyle hitap doğru olanıdır.
Çocuk küçük yaşlarda rol model olarak anne babayı alır. Yaş ilerledikçe, rol modelle aynı anılıyor olmak onda bir karmaşa yaratacak, pskolojisini bozacak ve annem bana “annecim” dediğine göre bir anlamda ben de onun annesiyim, o halde ben başka bir rol model mi edinmeliyim? Sorusuyla karşılaşılabilir. Diğer yandan bir diğer önemli sorun: kızına “babacım” diyen babanın kızında yarattığı cinsel kimlik karmaşası. Tüm bunlar günümüzde yeni dünya düzeninin yapmaya çalıştığı kimliksizleştirme ve cinsiyetsizleştirme düşüncesine istemeden hizmet edecek yaklaşımlardır. Aşk ve sevgili kavramlarının karşı cinse yönelik olarak kullanıldığını kavrayan bir çocuğa a”aşkım, sevgilim” demek son derece yanlıştır. Bu yüzden ebeveynlerin çocuklarının cinsel kimliklerini olumsuz etkileyecek bu yaklaşımlardan uzak durması önem arzetmektedir. Çocukların anne ve babalara ihtiyacı vardır. Etraflarında onları görmek, onlarla büyümek isterler. Ailelerin “annecim, babacım, ablacım” şeklindeki bu hitaplara bir an önce son vermeleri sağlıklı bireyler yetiştirme bilinciyle davranmaları kaçınılmazdır. En sağlıklı hitap tarzı çocuklara isimleriyle hitap etmek onlara “oğlum, kızım” demek veya “canım” “yavrum” lu ifadelerlele seslenmektir.



















