Ahmet Faruk Keçeli
Euronews’in verdiği habere göre; 2000 yılında 156 trilyon dolar olan küresel servet, 2020 yılında üçe katlanarak 514 trilyon dolar oldu. Çin, ABD’yi geride bıraktı. Bu artışın üçte ikisi Çin’’e ait. 2000 yılında 7 trilyon doları olan Çin, 20 yılda bu rakamı 120 trilyon dolara çıkardı. Başka bir kaynağa göre ise; 2021 yılında küresel servet 466 trilyon dolar, 2022 sonu itibariyle 454 trilyon dolar oldu.
Bu yazıda küresel servet gelişimini ele alacağım.
Emlak piyasasının yavaş artışı dolayısıyla 2000-2020 arası ABD’de servet artışı yalnız 2 kat oldu ve Çin’in gerisinde kaldı. 2000-2020 arası yıllarda ABD’deki servette 90 trilyon dolarlık artış oldu.
Dünyanın en büyük 2 ekonomisi küresel servetin 3’te 2’sine sahip.

Dünya dolar milyarderleri de artıyor. Forbes dergisinin ortaya çıkardığı verilere göre; 2023-2024 yıllarında milyarder sayısı 141 kişi artarak, 2024 yılında 2 bin 781 kişi oldu. Bunların içinde 27 Türk milyarder de bulunuyor.
Forbes’a göre dünyanın en zengin kişisi Elon Musk. Ekim 2024 itibariyle Elon Musk’ın serveti 270,5 milyar dolar. Dünyanın en zengin ikinci kişisi ise Lsrry Ellison.
İngiliz uluslararası insani yardım kuruluşu Oxfam’a göre; dünyanın en zengin yüzde 1’in serveti geri kalan yüzde 99’un servetinin 2 katı.
Oxfam’ın verdiği bilgiye göre; 2020’den bugüne milyarderlerin toplam serveti günde 2,7 milyar dolar artmakta iken, en az 1,7 milyar işçinin ücret büyümesinin enflasyonun gerisinde kaldığı belirtildi. Oxfam, sınıflar arası eşitsizliği azaltmak için zenginlere vergi uygulanması tavsiyesinde bulunuyor.

Credit Susisse Global Wealth Report’unda verilen bilgilere göre; 2021 yılındaki dünya nüfusunun yüzde 55’lik çoğunluğunun toplam servetten aldığı pay ise yalnızca yüzde 1,3’tür.
Yukarıda verilen verilerden de anlaşılacağı üzere, dünyada servet dağılımı çok eşitsiz biçimdedir. Dolayısıyla servetten elde edilen gelir de eşitsiz olarak dağılmaktadır. Hem ülkeler arasında servet ve gelir eşitsizliği vardır, hem de ülke içinde servet ve gelir eşitsizliği bulunmaktadır.
Dünya zenginlerinin toplantı yeri Davos’ta bile, küresel eşitsizliğin toplumsal çalkantılara neden olabileceği tartışılmakta, çözüm yolları aranmaktadır.
Yoksul halk kesimleri karın tokluğuna güvensiz çalışmaya mahkum edilirken, aşırı işsizlik dolayısıyla işten kovulma tehlikesi ve daha sonra iş bulamama durumlarına mahkum olmaktadır.
Böyle bir durum emekçiler ve işsizler için ancak sıcak toplantı odalarında konuşmayla değil, bilfiil bu duruma maruz kalanların kendi hakları için mücadele etmeleri ile sağlanabilir. Bundan dolayıdır ki, emekçiler, işsizler ve mazlumlar, haklarını kimler savunuyor ve dile getiriyorsa, onların yanında mücadele ederek yarının aydınlık doruklarına ulaşabileceklerdir.




















