Gölgeyi Büyüklük Sanmak

MEHMET KUMCAĞIZ -HZFGLOBALMEDYA
Vezirköprü Belediye Başkanı Murat Gül, geçtiğimiz günlerde öyle bir tavır sergiledi ki, ne makamının ağırlığına ne de Anadolu misafirperverliğine yakıştı.
Eski Gençlik ve Spor Bakanı, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, ilçede düzenlenen güreş etkinliğine katılıyor. Beklenir ki, “Hoş geldiniz Sayın Bakanım” denilip nezaketle ağırlansın. Ancak halkın oylarıyla seçilmiş ve ilçeyi temsil etmesi gereken Belediye Belediye Başkanı Murat Gül, kendisini dev aynasında sanıyor ve ev sahibi olmasına rağmen misafirini karşılamayı değil, saygısızlık etmeyi tercih ediyor.
Sayın Murat Gül, belediye başkanı olmuş ama insanlıktan ve nezaketten eksik kalmış. Kamuya açık bir programda bu ülkenin her yerine hizmetler vermiş, devletin gücüyle yatırımları ardı arkasına yapmış hatta senin ilçene bile hizmetler etmiş bir kişiye “Davetli değilsiniz” diye hatırlatma yapmak, hele ki bunu yüksek ses ve sert bir üslupla söylemek en hafif tabirle terbiyesizliktir.
Belediye başkanlığı, sizin kişisel egolarınızın sergilendiği bir sahne değil; şehrin onurunun temsil edildiği bir makamdır. Misafire “İzlemek istemiyorsan gidebilirsin” demek, hem o makama hem de Vezirköprü’nün kültürel mirasına gölge düşürmektir. Başkanlık makamı halkı temsil etme makamıdır. Makam size çok bol gelmiştir.
Murat Gül, burada sadece bir kişiye değil; bu ülkeye hizmet etmiş bir eski bakana da saygısızlık yapmıştır.
Siyasi farklılıklar, kişisel çekişmeler olabilir; ancak devlet geleneği, bu farklılıkları protokol masasına taşımamayı gerektirir. Ev sahibi, konuğu onurlandırmakla yükümlüdür. Aksi, nezaket değil, nobranlıktır.
Makamlar insanı büyütmez. Hatta makamdayken edilen yanlış sözler, kişiyi gözlerde küçültür. Murat Gül, o gün, kendi sözleriyle kendi saygınlığını kemirdi.
Vezirköprü halkı misafirine “Buyur” der, “Git” demez. Belediye başkanına düşen de bu geleneği yaşatmaktır. Ne yazık ki Murat Gül, bu sınavı kendi elleriyle çöpe atmıştır.
Hayatta iki tür ağırlık vardır sayın Gül, birincisi, gerçekten taşımak zorunda olduklarımız. İkincisi, kendi egomuzun yüklediği gereksiz ağırlıklar. İlki bazen insanı olgunlaştırır, ikincisi ise sessizce ezer.
Çoğu zaman insanlar, omuzlarındaki yükün ağırlığını bir “üstünlük nişanı” gibi taşır. “Bakın ne kadar çok işim var, ne kadar önemliyim!” derken, aslında adım adım tükenir. Yükü taşımak ile altında ezilmek arasındaki ince çizgiyi fark etmez. Ve daha kötüsü, taşıdığı yükün sadece kendi gölgesini büyüttüğünü sanır.
Murat Gül, kendini büyük görmek kolaydır. Hele ki başkalarının gölgesinde yürüyorsan. Sizin siyasette geldiğiniz nokta daha emekleme aşamasında. Oysa ki, saygısızlık ve nezaketsizlik yaptığınız kişi ise, siyasi olarak sizin boy ölçüşeceğiniz, yarışacağınız biri değildir. “Siz siyasette daha emekleme dönemindesiniz, amatör kümede bile değilsiniz.
Oysa ki, saygısızlık ve nezaketsizlik yaptığınız kişi ise, siyasi olarak sizden birkaç lig değil, birkaç nesil öndedir. Devlet tecrübesi, makam görgüsü ve hizmet geçmişiyle yanına bile yaklaşamayacağınız bir seviyede.
Aradaki farkı kapatmanız için sadece yıllar değil, çokça terbiye, olgunluk ve devlet adabı öğrenmeniz gerekir. Bu ülkede makam, nezaketsizliğe kalkan olamaz; hele ki devlet adamlığı, misafire uzatılan bir ‘buyur’ sözünde başlar.”
Suat Kılıç, sadece Samsun’a değil Türkiye’nin her yerine stadyumlar, kapalı spor salonları, spor tesisleri, indoor salonlar, buz pisti, yüzme havuzu, gençlik ve eğitim odaklı altyapılar, gençlik merkezleri, spor merkezleri, eğitim binası gibi konusunda ciddi yatırımlar kazandırmıştır. Her biri gençlerin sosyal, sportif ve kültürel gelişimine katkı sağlayan yapıtlardır. Siz ne yaptınız sayın Gül, ilçenize yatırımları çalışmaları bırakın sıradan bir güreş etkinliğine saygısızca leke sürdünüz, Vezirköprü halkının temsilcisi olmanıza rağmen halkı incittiniz.
Büyük görünmek ile büyük olmak arasındaki fark da tam burada başlar: Birincisi gözleri boyar, ikincisi gönülleri doyurur.
Kısacası, taşıdığın yük seni küçültmesin; başkalarının gölgesini kendi boyun sanma. Büyüklük, omuzda değil, yürekte taşınır. Oturduğun makamın ağırlığını taşıyamayanlar tarihin çöplüğünde kara bir lekedir.
“Dev Aynası”
Köyün girişinde eski bir dükkân vardı. Sahibi, yoldan geçen herkese büyük bir ayna gösterirdi.
Bu aynaya bakan, kendini olduğundan üç kat büyük görürdü.
Bir gün köye yeni bir adam geldi. Aynaya baktı, “Ben bu köyde herkesten büyükmüşüm” dedi.
O günden sonra herkese emir vermeye başladı: “Sen şuraya git, sen bunu yap!”
Köylüler önce güldü, sonra sabırla izledi.
Bir sabah, aynayı köyün çeşme başına koydular. Adam yine aynaya baktı, bu sefer kendini küçücük gördü.
Şaşkınlıkla aynanın yanındaki yazıyı okudu:
“Gerçek büyüklük, aynada değil; insanların kalbinde görünür.”
O an anladı ki, aynalar boyu büyütür ama gönlü büyütmez.
Anlayana sözün özü yeter, anlamayana lafın faydası yok.”




















