KAPİTALİZM “YALAN” ÜZERİNE KURULUDUR

Ahmet Faruk Keçeli
Kapitalizm ahlaksızdır. Yalan üzerine kuruludur. Bir kere ticaret yalan üzerine kuruludur. Pazarlık yalan üzerine kuruludur. Maaş alanlar ve ücret alanlar, yani sabit gelirlilerin böyle bir derdi yoktur. Onlar ellerine geçecek parayı bilir. Her ay hesaplarına yatan parayı bilir.

Bu yazı kapitalizm üzerine bir ahlak kötülemesidir.
Bir kere ticaretle uğraşanlar sattıkları malın alış fiyatını gizlemek zorundadır. Çünkü alıcı elinden geldikçe fiyat kırmaya çalışır. Sanayiciler de ürettikleri malın üretim maliyetini gizler. Alıcı bunu bilemez. İyi bir araştırma yapsa dahi bilemez. Genelde sanayiciler üretim maliyeti üzerine bir kar marjı ile ürettikleri malı piyasaya sürer. Ticaretle uğraşan esnaf da sattıkları malın fiyatını bir kar marjı ile satar. Alıcı her halükarda bu kar marjını düşürmeye çalışır. Ticarette bir laf vardır: Tok satıcı diye. Bu ancak ekonominin sağlıklı işlediği koşullarda geçerlidir. Kriz zamanında ticaretle uğraşan esnafın da, sanayicinin de, köylünün de gelirinde azalma olur. Bundan dolayı tok satıcı olmaları zorlaşır. Sabit gelirlilerin gelirinde azalma ise enflasyona karşı korunamadıklarında ortaya çıkar.

Her halükarda piyasa düzeni ahlaksızdır. Sabit gelirliler de bu piyasa düzenine alıcı olarak katılır. Piyasa kapitalizmin direği olduğuna göre, kapitalizmde ahlak aramak boşunadır. Kandırmaca üzerine kuruludur. Kim kimi kazıklarsa.
İşte solcular kapitalizmin ahlaksızlığını bildiklerinden ve bu yaşamda ahlaklı insan olarak kalabilmek için anti-kapitalistlerdir. Sağcılar ise statükoyu savunduklarından, muhafazakar olduklarından, kapitalizmin devamından rahatsız olmadıklarından bu ahlaksız düzen içinde yaşamaya razı geldiklerinden solcularla ayrışır.
Ahlak İslam’ın direği olduğuna göre İslam dini de kapitalizme karşı olmalıdır. Bu konuda alimler arasında ayrışma olduğu gibi, sıradan Müslümanlar arasında da ayrışma vardır. Bazı alimler anti-kapitalisttir. Bazıları kapitalist düzeni farkında olmadan savunur. En azından ticareti savunduklarından kapitalizmi de savunmuş olurlar.

Bir mal üzerine pazarlık yapmak, bir hizmet üzerine pazarlık yapmak kendine has bir işlem değildir. Pazarlığın kendisi ahlaksız bir eylemdir. Çünkü aldığın ya da sattığın malın ya da hizmetin üzerine spekülasyon yapmış olursun.
Bu kapitalist sistem insanı çürütür. Ahlaksızlaştırarak çürütür. En sıradan insanı bile bozar. Turgut Özal’ın “Benim memurum işini bilir” sözüne getirir. Onun memuru aldığı maaşa razı olmaz da, bulunduğu konumda iş yaparken kendine ayrı bir gelir kapısı bulur. Bu düzen bürokratından tutun da, sıradan memura kadar Osmanlı’nın son döneminde bu hale gelmiştir. Yolsuzluk başını alıp gitmiştir. Osmanlı’nın çökmesindeki en önemli nedenlerin başında gelir. Çünkü halkın devlete güveni ve sadakati kalmamıştır. Belki Osmanlı’yı anlatıyoruz ama kapitalist ilişkilerin Osmanlı’ya son dönemlerinde girdiğini göz ardı etmeyelim.
Ekonomi eğitimi alanların ilk öğrendikleri: Kapitalist düzende bireylerin kendi çıkarlarını en çoklaştırmaya çalıştıklarıdır. Kapitalizm öncesi toplumlarda bu böyle değildi. Bu çürümüş düzen değiştiğinde de bu böyle olmayacak. Bireyin kendi maddi çıkarlarını sınır tanımaz bir şekilde en çoklaştırması bu düzene hastır. Sermayenin sınırı yoktur. ABD’de yüzde 1 mülkiyetin büyük bir kısmına sahiptir. Hala da sahip olmaya devam ediyorlar. Birbirleriyle yarışıyorlar. Sınır tanımıyorlar.
Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkeler de ABD’ye özeniyor. Hiç düşünmeden bunu yapıyor. Bizim de zenginlerimiz çıksın istiyor. Ne adına? Yoksulluk ortadan kaldırılması gerekirken, ahlaksızlık önlenmesi gerekirken yüzde 1’in zenginliği ne adına?Share























