Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Samsun’da yaptığı basın toplantısında, Kartalkaya Oteli yangın faciası ile ilgili “Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan istifa etmelidir” dedi.
SAMSUN (HZF GLOBAL MEDYA) – AGİL TAGİYEV – Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Samsun’da gerçekleştirdiği basın toplantısında Kartaltaya Oteli yangını ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç, 78 kişinin hayatını kaybettiği Kartalkaya Oteli yangınında sorumluların birbirlerini suçlayara demogoji yaptıklarını belirterek, bu duruma tepki gösterdi.

GÖREVDEN ALINMALILAR
Kartalkaya Oteli’nde yangına karşı alınması gereken önlemlerin alınmamış olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Suat Kılıç, “78 insanımızın yanarak veya dumandan zehirlenerek can verdiği yangın faciasında sorumluluğu bulunan isimlerin demagoji yapmaları, sorumluluğu birbirlerine atmaları kabul edilemez. Hem Belediye Başkanı hem de Kültür ve Turizm Bakanı soruşturmanın selameti ve sorumlulukları bakımından görevden ayrılmalı ya da alınmalıdır” dedi.
OTELİN YANGINA HAZIRLIKSIZ OLDUĞU TESPİT EDİLMİŞ
Yaşanan faciada hem Bakanın hem de Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın sorumlulukları olduğunu kaydeden Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, şunları dile getirdi:
“Kartalkaya faciasında otelin yangına hazırlıksız olduğunu tespit ettiği halde raporu üst mercilere ihbar etmeyen Bolu Belediyesi tali kusurludur. Ruhsat verip belgelendirdiği oteli yangın başta olmak üzere insan sağlığı yönünden denetlemeyen Kültür ve Turizm Bakanlığı asli kusurludur. Hem Belediye Başkanı hem de Kültür ve Turizm Bakanı soruşturmanın selameti ve sorumlulukları bakımından görevden ayrılmalı ya da alınmalıdır. Yangın çıkışları kapalı ya da yetersiz. Yangın merdivenleri bina içinde ve ulaşılabilir değil. Yangın springleri yok. Duman dedektörleri çalışmıyor. Yangın alarmı yok. Yangın söndürme tüpleri yok ya da yerersiz. Oteller bölgesinde bir tane bile itfaiye aracı yok. Otel sahibi sadece kazanacağı paraya bakmış, insan sağlığını hiçe saymış. Yetkililerin, denetlemesi gerekenlerin, bu otele acentası üzerinden müşteri gönderenlerin sorumluluk alması için daha ne olması lazım?”

“PYD/YPG BİTMEDEN PKK BİTMEZ” “ŞEHİT AİLELERİNİN KABUL ETMEDİĞİ HİÇBİR ÇÖZÜMÜ BİZ DE KABUL ETMİYORUZ”
Bir diğer ulusal konumuz devam eden İmralı görüşmeleri… Teröristbaşı Abdullah Öcalan ile terörün biteceğine, 40 bin insanımızın katili olan terörist APO ile Türkiye’ye terörsüz günlerin geleceğine inanmıyoruz. Terörün bitmesini elbette biz de istiyoruz. Ama bunun terör örgütü ile müzakere ederek değil, terörle mücadele ederek sağlanacağına inanıyoruz. Ayrıca Suriye’de ABD tarafından eğitilip silahlarla donatılan 130 bin kişilik YPG terör ordusunun faaliyetlerine son verilip silahları teslim alınmadıkça PKK terörünün biteceğine de ihtimal vermiyoruz. Türkiye’ye karşı silahlandırılan YPG orada dururken son kullanma tarihi zaten dolmuş PKK bitse ne olur, bitmese ne olur? Terör örgütünden kurtulacağız derken Suriye topraklarında bir terör devletinin kurulmasına seyirci kalamayız, kalmamalıyız.
“MAAŞLAR AÇLIK SINIRININ ALTINDA. ERKEN SEÇİM KAÇINILMAZ.”
2024 yılsonu enflasyonu yüzde 44 olarak açıklandı. İnanmasak da TÜİK enflasyonu yüzde 44. Asgari ücrete yapılan artış yüzde 30. SSK ve BAĞKUR emeklisine yüzde 15.
Memur emeklisine yüzde 11. Ücret ve aylıklar enflasyona ezdirildi. Refah payı da verilmedi. Asgari ücret ve emekli aylıkları daha cebe bile girmeden açlık sınırının altına düştü.
Bu ekonomik tablo sürdürülebilir bir tablo değildir. Fatura her zaman olduğu gibi dar gelirlilere, en alttakilere kesilmiştir. Zengin daha da zenginleşirken fakir her geçen gün daha da fakirleşmektedir. Bu şartlar altında erken seçim kaçınılmazdır.
Ve seçim kapıdadır. Muhtemel seçim tarihi 2026 yılının ilkbaharı ya da sonbahar aylarıdır. Yargıtay verilerine göre 625 bini aşan üye sayısıyla Yeniden Refah Partisi muhtemel bir erken seçime hazır durumdadır.
“540 MİLYAR DOLAR DIŞ BORÇ, 60 MİLYAR DOLAR YILLIK FAİZ ÖDEMESİ”
Türkiye’nin Hazine garantisi verilen müteahhitlerin borçlarıyla birlikte dış borç yükü 540 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’nin 2025 yılında ödemek zorunda olduğu borç faizi ise 60 milyar dolardır.
Borcun ana parası olduğu gibi kalmakta, borcun faizi yeni borçlarla kapatılmaktadır.
Tam manasıyla bir borç faiz sarmalına girmiş bulunmaktayız. Faizsiz ekonomiyi savunanlar döneminde maalesef Türkiye’miz, tarihinin en yüksek faiz ödemeleriyle karşı karşıya bulunmaktadır.
Borç faiz sarmalından çıkışın ve ekonomik anlamda kurtuluşun tek çaresi, Milli Görüş ve Adil Düzen iktidarına ulaşmaktır. Borcun borçla ödendiği, milli gelirimizin iş ve ihtiyaçlara değil faiz ödemelerine aktarıldığı bu düzen sürdürülebilir değildir. Ve ekonomideki bu gidişat da erken seçimin kapıya dayandığının habercisidir.



















