TCMB VE ECB FAİZ KARARLARI

Ahmet Faruk Keçeli
Aynı gün, 17 Nisan 2025’te TCMB ve ECB politika faiz kararlarını açıkladı. TCMB saat 14:00’’da açıkladığı politika faiz kararını 350 baz puan artırarak, 42.50’den yüzde 46’ya çıkardı. Türkiye saatiyle saat 15:15’te gelen ECB faiz kararına göre politika faizini 25 baz puan indirerek, 2.50’den yüzde 2.25’e indirdi. Politika faizi haftalık repo oranını belirlemektedir.
TCMB politika faiz kararını CNBC-e’de izleme fırsatı buldum. Programa Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Selva Demiralp ve ekonomist Güzem Yılmaz Ertem katıldı. Skypee bağlantısı ile de Prof. Fatih Özatay’ın görüşleri alındı.
Her üç katılımcı da siyasi olarak 19 Mart sonrası gelişmelerin MB’nin enflasyonla mücadelesine ket vurduğunu belirtti. Özellikle Prof. Selva Demiralp, siyasi olarak gerçekleşen bu olayların ancak siyasi olarak alınacak önlemlerle iyileşeceğini, MB’nı suçlamamak gerektiğini, MB’nin gereken önlemleri almasına rağmen mali destek sağlanmadığını, Mart’ta bütçe açığının enflasyondan fazla büyümesinin gösterdiği gibi hükümetin harcamalarını kısmadığının göstergesi olduğunu belirtti.

Ekonomist Güzem Yılma Ertem ise, 19 Mart sonrası para piyasaları fonlarından 1 Trilyon TL civarında para çıktığını, bunun nereye park ettiğinin belli olmadığını ve yabancı paraya kayabilme tehlikesine karşı faizlerin yükseltildiğini söyledi.
Prof. Faik Özatay, politika faizinin artırılmasının enflasyonla mücadelenin bir gereği olduğunu belirtti.
Para Piyasası Kurulu’nun yaptığı yazılı açıklamaya göre, faiz artırımı enflasyonda belirli bozulmaya karşı değil, finans piyasasında bozulmanın önlenmesi için alındığı açıklandı.
Bilindiği üzere, 18-19 Mart’ta dolar-TL paritesi 41 TL’ye kadar tırmandıktan sonra 38’lere çekilmişti. Enflasyonla mücadelede döviz kurunun düşük tutulması politika yapıcıları açısından izlenen politikanın ciddiyeti açısından önemlidir. Enflasyonla mücadele bu temel üzerinden izlenmektedir.
Türkiye’ye bir yıldır giren yabancı para, yüksek faize gelen carry trade yatırımlarıdır. Bunun dışarıya çıkması onarılamaz yaralar açacaktadır. Politika yapıcılarının kararlılığı yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi kur politikalarındaki kararlılığa bağlıdır. Yoksa bir yabancı paranın ülke parasının o ülkenin enflasyon oranı ile yurt içindeki enflasyon oranın ne kadar olduğu ile ilgilidir. Uzun zamandır TL yabancı paralara karşı değerli tutulmaktadır. Bu hem devletin borçluluk düzeyi, hem özel sektörün borçluluk düzeyi hem de yurt içine giren döviz ile ilgilidir.

ECB’nin faiz kararına gelecek olursak; ECB’nin politika faizini düşürmesinin nedeni, Avro Bölgesi’nde düşen enflasyondur. Lagarde’ın açıklamaları bu yöndedir.
Her ne kadar ABD ile tarife savaşına girilme durumu ile karşı karşıya kalınmasına rağmen, dolar değer yitirmekte, avro değer kazanmaktadır. Elbette bu durum Avrupa ile ABD arasındaki ithalat ve ihracatı etkileyecektir. Dolar ucuz olacağından ABD kolayca Avrupa’ya ihracat yapar duruma gelecektir.
Ticaret savaşları başlamadan Avrupa, ABD’ye otomobil ticaretinde karşılıklı gümrük tarifelerini sıfıra indirmeyi önermiştir. Bu öneri yenidir ve bu yazının yazıldığı sırada daha ABD’nin ne cevap vereceği belli değildi.
Nisan ayının üçüncü haftasında Merkez Bankalarının faiz kararları ekonomistlerin gündemindeydi. Bütün televizyon kararları çeşitli ekonomist görüşlerine ekranlarında yer verdi. Bu kararlar o kadar önemlidir ki, cebinizdeki paranın alım gücünü belirler. Sizin zamanla varsıl veya fakir olacağınızı bu kararlar etkiler. Manavdan, pazardan alçağınız gıdanın fiyatlarını etkiler. Bu yüzden ekranlarda açıklananlar ne kadar teknik gelse de gıdadan, barınmaya; sağlıktan eğitime tüm harcama kararlarınız bu politika faiz kararlarına bağlıdır. Siyasilerin ve teknokratların ekonomi üzerindeki etkisi hepimizin yaşamı üzerinde belirleyicidir. Bu yüzden yanlış kararlar doğrudan hepimizin hayatını olumsuz, alınan doğru kararlar ise olumlu etkileyecektir. Herkesin ekonomist olması beklenemez, ancak herkes aile ekonomisini düzenlemelidir.




















