AHMET FARUK KEÇELİ
IMF, Ocak ayında World Economic Outlook Update yayımladı. IMF’nin bu yayınına göre dünya ekonomik verilerini paylaşmak istiyorum.
2025 yılında dünya ekonomisinin büyümesi IMF’ye göre yüzde 3,3 olacaktır. Bu yüzdelik artış 2026 yılında da sürecektir.

Yine 2025 yılında ABD ekonomisinin büyümesi yüzde 2,7 olacaktır. Bu tahmin IMF’nin Ekim 2024’te ABD ekonomisi için yaptığı tahminden 0,5 puan daha fazladır. Ayrıca IMF, ABD ekonomisinin daha güçlü seyredeceğini tahmin etmektedir.
IMF Euro Bölgesi için ekonomik gelişmelerin zayıf olacağını tahmin etmektedir. Bunun en önemli nedenleri olarak imalat sektöründeki gerilemeyi ve siyasi belirsizlikleri sıralamaktadır. IMF’ye göre Euro Bölgesindeki ekonomik büyüme yüzde 1,0 olacaktır. 2026’da ise artan taleple beraber büyüme yüzde 2,4 olacaktır.
IMF’ye göre diğer gelişmiş ülkelerde talebin artmasıyla ekonomide iyileşmeler görülecektir. Bu artış reel gelirdeki artışın döngüsel iyileşmesi sonucu olacaktır. Ancak yatırımlarda baskı devam edecektir. (Elbette IMF bu raporu yayımladığı sırada Avrupa’da askeri harcamaların artışı kararı alınmamıştı ve bu artış rapora yansımadı).

Çin ise, aynı rapora göre 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyecektir. Bu büyümenin en önemli nedeni Çin’de açıklanan Mali Yatırım Kararıdır.
Hindistan, 2025 ve 2026’da aynı olmak üzere yüzde 6,5 büyüyecektir. Bu yüzden gözler ekonomik performansı açısından Çin’den Hindistan’a çevrilmiştir.
Çin ve Hindistan haricindeki diğer yükselen piyasalar yumuşak bir performans gösterecektir. Suudi Arabistan’ın büyümesi OPEC+’nın petrol üretiminde kesintiye gideceği gözönüne alınarak aşağı şekilde revize edilmiştir. Latin Amerika ve Karayipler’de 2025 büyümesi yüzde 2,5 olarak tahmin edilmektedir. Sahraaltı Afrika’da büyüme dikkate değer olmayacak, yükselen piyasalar ve gelişen Avrupa ekonomilerine negatif etkide bulunacaktır.
Dünya ticaret hacmi aşağı doğru revize edilmiştir. Bunun en önemli nedeni dünya ticaretindeki belirsizliklerdir. Daha doğrusunu söylemek gerekirse, Trump’ın başkanlığa gelmesi ile ticaret savaşlarını başlatmasıdır.
Dezenflasyonist gelişmeler devam edecektir. Fed’in yüzde 2 hedefi gündemde olmasına rağmen, ABD’de enflasyon yüzde 2’nin üzerinde olacaktır 2025’te. Çin’de düşük enflasyon hedefi devam etmekle birlikte, ABD ve diğer ülkeler arasındaki enflasyon hedeflemesi aralığı açılacaktır.

Küresel büyüme hedefleri 2025 ve 2026’da ortalamanın altında kalması beklenirken, 5 yıllık sonraki projeksiyonda küresel büyüme ortalaması yüzde 3 olacaktır. Bu beklentide Avrupa’daki enerji piyasalarındaki gelişmelerle, Çin’deki gayrimenkul sektöründeki gelişmeler etkili olacaktır.
Ticarette korumacı politikaların uygulanması ile, etkinlik azalacak, yatırımlar düşecek, üretim zincirleri olumsuz etkilenecek vs. ve dünya ekonomisine yaramayacaktır.

ABD’de vergi kesintilerine gidilmesi ve gevşek mali politikaların uygulanması ile dünya ekonomisi olumlu etkilenecek, büyümeye katkı sağlayacaktır. Uzun vadede ise bunun etkisi olumsuz olacak, dünyada sermayeye artan taleple faiz oranları yükselecektir. Elbette bunda Türkiye gibi dış sermayeye bağımlı ve borçlu ülkeler olumsuz etkilenecektir, dış sermaye için daha fazla faiz ödeyeceklerdir. Yüksek faizler yatırımların daha da düşmesine, ekonominin daralmasına ve işsizliğe neden olacaktır.
Buraya kadar özetlediğimiz IMF World Outlook Update bize geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Bilinen o ki, bu raporlar IMF’nin uzman çalışanlarınca hazırlanmakta ve politikada karar alıcılara bir çerçeve sunmaktadır.
Bizler de ekonomistler olarak bu raporlardan yararlanmaktayız. Böyle raporların yazılması geniş bir veri ağına ulaşmayı gerektirir ve IMF’de bu imkanlar mevcuttur.




















